Kolay değildi tabi. Daha önce hiç yapılmamış bir şeyi yapmak. Çünkü geçmişinden yola çıkıp tecrübe edineceğin bir kazancın yok, “Bu sefer şu tarz bir hata yapmamalıyız.” demek için bize yardım eden bir hatıra yok. Ama süper bir ekiple hareketli, verimli, zevkli bir kamp geçirdik. Evet Türkiye’nin ilk Maker Kamp’ını yaptık ve başarıyla noktaladık.
Projelendirmeler, takvim programlaması, dağılım noktalarını ayarlamak,ekip kurmak… Uzun bir ön hazırlık sürecinden sonra, bir ilke imza atacağımız iki haftalık Maker Kamp’a 25 Ocak’ta başladık. Ekibimizin bir kısmı İstanbul MakerLab’ta , bir kısmı Koç Üniversitesi’nde, bir kısmı Robert Koleji’nde, bir kısmı Pera Müzesi’nde, bir kısmı Yaratıcı Anaokulu’nda idi. Resmen budaklandıktan sonra dallanan bir ağaç gibi dağılmıştık İstanbul’a , Maker Çocuklar ile tanışmak, onları Maker Hareketi’ni anlatmak ve birer maker olmaları yolunda rehberlik etmek için. Ve bu çocuklar, ülkemizin geleceği bu küçük dehaların gözlerindeki ışıltıları gördükçe; içlerindeki öğrenme, üretme, paylaşma aşklarını gördükçe daha ilk günden bir gurur kaplamıştı bizi, kendilerini göstermelerine vesile olduğumuz için, bu küçük bilgelerle birlikte kampa gireceğimiz için.

Koç Üniversitesi’nde düzenlenen English Learning For Kids adlı Wintercamp’te iki hafta boyunca 30 kadar maker ruhlu çocuğa Scratch, App Inventor, Kodu GameLab, Arduino, 3D Printer, Makey Makey ve Maker Kimya atölyelerimizde eğitimler verdik. Onlarla arkadaş olduk, beraber yemeğe çıktık, mola saatlerinde birlikte oyun oynadık. Ah bir de kamp ateşi yaksaydık, tam olacaktı. 

İstanbul MakerLab’te ise sayı fazlaydı, toplamda yaklaşık 130 tane çocukla birlikte iki hafta geçirdik. Afacanlar da vardı, uslular da; sosyalleşenler de vardı, tek başına yapanlar da. Burda da Koç’taki gibi çeşit çeşit atölyeler yaptık. Makerlab’te tam bir panayır havası vardı!
Kampımızın her iki haftasında da Cuma günü Pera Müzesi’ne gittik. Eğitim salonunda çocuklara Makey Makey atölyesi yaptık. Elmalara,muzlara, kivilere dokunarak bilgisayar ile iletişime geçmelerini ve ve bu etkileşim karşısında şaşkınlıklarını hayranlıkla izledik. Pera Müzesi’ne giden ekibimiz sergi koleksiyonunu gezdi, kültür ve bilginin karşılıklı aktarımın olduğu bir deneyimdi. Robert Koleji Mezunlar Derneği’nde de 4 günlük kodlama günlerinde yaklaşık 10 çocukla bire bir programlama çalışıldı. Yaratıcı Anaokulu’nda da 5-7 yaş kodlama ve Scratch atölyeleri kurduk ve 24 çocuğa kodlama bilincini aşıladık.

Öğrenmesi de neşesi de bol; kalabalık ve cıvıl cıvıl 2 hafta geçirdik. Çocuklardan çok güzel geri dönüşler aldık, tüketen bireyler olmaktan çıkıp bir şeyler üretmelerini yani birer maker olmalarını keyifle izledik. Maker Junior atölyelerindekendi diş macunlarını ürettiler, sabunlarını yaptılar. 3D Printer atölyelerinde kendi tasarımlarını yaptılar, elde etmek istedikleri nesneleri oluşturdular ve geçtiler 3D Printer denen bu devrimsel teknolojik cihazın başına. Kendi nesnelerinin yazıcıda oluşumunu izlerken hayretle bakıyorlardı, biz de onlarla birlikte çocuk oluyorduk. Güneş enerjisiyle çalışan robotlar yaptılar, App Inventor’da mobil program, Scratch ile oyun kodladılar, Kodu GameLab’ta kendi oyunlarını tasarladılar, Ardunio ile bir elektronik devreyi kodladılar. Bu çocuklar sadece bilişim dünyasının değil, elektronik dünyanında içine girdiler. Kendilerine kartondan piyano, kartondan gitarlar yaptılar ve Makey Makey devresi ile bu kartondan yaptıkları enstrümanlarıyla gerçekten de müzik çaldılar. Bunu okurken şaşırabilirsiniz fakat bunları yaptılar, çünkü onlar üreten, yapan, paylaşan Maker Çocuklar oldular.

Yorum Bırakın

×